Uy(u)mak Zorundayım

Hayat tarafından önemsizler klasörüne zorla taşındı bu beden. Ama ruhum nerde kimbilir.

Olduğum yerde hissetmiyorum kendimi, ben hiçbir yerdeyim. “Hiç”liğin tam ortasında… Çıkamıyorum “hiç”liğin çekiminden.

Burak…

Mükemmel başlamıştım yeni yaşıma. Bugün benim doğum günüm…

Doğum günümde arkadaşlarımın bana yaptığı süprize gerçekten heyecanlanmıştım. Beni “hatırlamayıp” doğum günümü “hatırlamamaları” ve aralarında eğlenmeleri gerçekten bana çok büyük bir süpriz oldu.

Asıl süpriz bendim. Hayata bir süprizdim ben. Hayat bu süprizimi beğenmemiş olacak ki somurtu bu “hayat” bana.

“Hayat”ın bana kini var. Boş yere bu kadar canımı acıtmamalı. Ben doğmamalıydım demekki. Bazı süprizler güzel olmuyormuş. Bu yüzden arkadaşlarıma kızmıyorum. Kendileri ne kadar mutlu hissederlerse kendilerini bende o kadar mutlu oluyorum diye avutuyordum kendimi.

Varlığım sanki yokluğun içinde. Bu dünyada sadece bir hacim olarak yaşıyorum. Ne duygu, ne üzüntü ne stres ne de bir kaygı. Kendi hacmimin ağırlığından başka hiç birşey hissetmiyorum. Özel bir gücüm var benim bundan eminim. Başkaları tarafından görünmüyorum.

Herkesin olduğu gibi çamurdan yapılmış bu beden ve içindeki ruh, şimdi üstüne damlayan su taneceğine bile tahammülü kalmamıştı.

Benim yaşayıp yaşamadığım benden başka kimse tarafından önemsenmiyordu. Zaman geçtikçe bende önemsememeye başladım kendimi. Ne kadar  “İnsan ilk önce kendi için yaşamalı” deselerde bunun sadece beklentileri gerçekleşmeyen ve hala bir ümitleri olan kişiler tarafından dendiği çok açık.

Ömer Hayyam’ın Rübailer’inden bir dörtlük aklıma geldi.

Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.
Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.
Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.
Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok.

Şaçma. Ben varım işte neyim var ki kendimden başka. Başkayım bu dünyaya ben. Şaşkın şaşkın bakınıyorum etrafıma

Kimseye uyamadım ben. Çevremde bana uyamadı. Ben kendime uymak istiyorum. Uyanmamacısına uyumak…

Hayat tarafından önemsizler klasörüne zorla taşındı bu beden. Ama ruhum nerde kimbilir.

Olduğum yerde hissetmiyorum kendimi, ben hiçbir yerdeyim. “Hiç”liğin tam ortasında… Çıkamıyorum “hiç”liğin çekiminden.

Burak…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir